Mahkemeler Dikkat: Yeni Arabuluculuk Sınırı
Resmî adıYargıtay 5. Hukuk Dairesine Ait Karar
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz talebini kabul ederek, bir itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddine ilişkin kararını bozdu. Bozma gerekçesi, mahkemenin görevli mahkemeyi belirlemeden ve henüz yürürlüğe girmemiş bir dava şartı olan arabuluculuğu gerekçe göstererek davanın usulden reddine hükmetmesinin hukuka aykırı olmasıdır.
Düzenlemenin Detayları
Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ait dairede ortak gider tıkanıklığı sebebiyle oluşan hasarı tazmin ettikten sonra, ödediği tazminatı halefiyet ilkesi gereği rücuen tahsil etmek amacıyla kat maliklerine karşı icra takibi başlatmış ve icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açmıştır. Davalılar ise icra takibinin usulüne, hasarın kaynağına ve tazminat miktarına itiraz etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi bu davayı usulden reddetmiştir.
Adalet Bakanlığı, İlk Derece Mahkemesinin kesin olarak verdiği bu kararın kanun yararına temyizen incelenmesini talep etmiştir. Yargıtay, kanun yararına temyiz başvurusunu değerlendirerek, uyuşmazlığın esasen sigorta şirketinin rücuen alacak tahsili için başlattığı itirazın iptali davasında, dava şartı arabuluculuğun uygulanıp uygulanmaması hususuna ilişkin olduğunu tespit etmiştir. Yargıtay, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay, özellikle 05.04.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesinde yapılan değişiklikle, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğun 01.09.2023 tarihinden itibaren dava şartı olarak öngörülmesine rağmen, somut davanın açılış tarihi olan 11.08.2022 itibarıyla bu şartın henüz yürürlükte olmadığını vurgulamıştır. Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin, görevli mahkemeyi (Sulh Hukuk Mahkemesi) tespit etmesine rağmen, dava şartı arabuluculuk yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir. Mahkemenin, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu düşünmesi durumunda dahi görevsizlik kararı vermesi gerekirken bu şekilde karar vermesi hatalı bulunmuş ve kanun yararına bozma kararı verilmiştir.
Akla Gelen Sorular
- Kanun yararına bozma kararı, davacı ile davalı arasındaki nihai sonucu nasıl etkiler?
- Kanun yararına bozma kararı, kesinleşmiş karardaki hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlar ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın nihai sonucunu doğrudan değiştirmez. Bu bozma, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesiyle sınırlı kalır ve hukuka aykırılığın giderilmesi için emsal teşkil eder.
- Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan davalarda zorunlu arabuluculuk ne zamandan itibaren geçerlidir?
- Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk şartı, 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 01.09.2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce açılan davalar için arabuluculuk zorunlu değildir.
- Bir mahkeme, görevli olmadığını düşündüğü halde doğrudan usulden ret kararı verebilir mi?
- Hayır, Yargıtay kararına göre, bir mahkeme görevli olmadığını düşünüyorsa öncelikle görevsizlik kararı vermesi gerekir. Görevli mahkemeyi belirlemeden, dava şartı eksikliği gibi başka bir nedenle doğrudan usulden ret kararı vermesi usul ve kanuna aykırıdır.
Kavramlar
- Kanun Yararına Bozma
- Kesinleşen mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıkların Adalet Bakanlığı tarafından tespit edilerek Yargıtay'a başvurulmasıyla kararın bozulmasıdır. Bu bozma, genellikle kararın taraflar üzerindeki etkisini doğrudan değiştirmez ancak benzer hukuki hataların önüne geçilmesi için emsal teşkil eder.
- Halefiyet İlkesi
- Sigorta hukukunda, sigortacının sigortalısına ödediği tazminat miktarında, sigortalının üçüncü kişilere karşı sahip olduğu rücu haklarına sahip olması durumudur. Bu ilkeye göre sigortacı, sigortalının yerine geçerek zarara neden olan kişiye dava açabilir.
- İtirazın İptali Davası
- İcra takibine karşı borçlu tarafından yapılan itirazın alacaklı tarafından mahkeme kararıyla hükümsüz kılınarak icra takibinin devamını sağlayan dava türüdür.
- Dava Şartı Arabuluculuk
- Bazı dava türlerinde, dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurmanın zorunlu olmasıdır. Bu şart yerine getirilmezse, açılan dava mahkemece usulden reddedilir.
- Usulden Ret
- Bir davanın esası incelenmeksizin, usul hukukuna ilişkin bir eksiklik (örneğin dava şartı eksikliği veya görevsizlik gibi) nedeniyle reddedilmesidir.
Bu gelişmeleri anında öğrenin
REGAS, 4 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'deki 35 kaydın tümünü analiz etti; burada yalnızca 2 tanesini yayımladık.
REGAS, Resmî Gazete’de sizi ilgilendiren her değişikliği sade bir dille özetler ve bildirir.


REGAS Yorumu
Bu karar, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan davalarda zorunlu arabuluculuk şartının başlangıç tarihini (01.09.2023) netleştirerek, bu tarihten önce açılan davalarda arabuluculuğun bir dava şartı olmadığını hukuken teyit etmektedir. Hukuk uygulayıcıları, mahkemelerin görevli olup olmadığını tespit etmeden ve yürürlük tarihlerini göz ardı ederek usulden ret kararı vermelerinin hukuka aykırı olduğunu bu karar ışığında yeniden değerlendirmelidir. Vatandaşlar için ise, yasal düzenlemelerin yürürlük tarihlerinin hukuki süreçler üzerindeki kritik etkisini ve açılan davaların bu tarihlere göre nasıl etkileneceğini anlamak açısından yol göstericidir.